16 Aralık 2011 Cuma

Çekiliiiş çekilişş


Bu sefer bambaşka bir şey için buradayım sevgili Welcome to my purple world blogunun sahibi çekiliş düzenliyormuş .Bence bir bakmalısınız .Hem güzel postlar bulacaksınız hem de arada sırada böyle güzel süprizler de sizi bekliyor .

Benden söylemesii :)

14 Aralık 2011 Çarşamba

Saatler

Saat sevmeyeniniz yoktur herhalde .Özellikle oda dekore edecekseniz bir saat bütün havayı değiştirebiliyor gerçekten .Bende bu ara odamda küçük değişiklikler yapmaya karar verdim en güzeli de saatler ve biblolar, küçük aksesuarlar .Biraz saat modellerine bakıyordum da hoşuma gidenleri sizinle de paylaşayım dedim .

 



















9 Aralık 2011 Cuma

Küçük gerçekler .

Ağlıyordu kadın ..
Nicedir ağlamadığı kadar çok .

Son zamanlarda hep ağlardı da bu farklıydı ..

İçini parçalayacak güçte kasılan kaslarını, gözyaşlarının kapattığı gözlerini, yanında dökülen kahvesinin en sevdiği tişörtünü kirlettiğini umursamadan ağlıyordu .

Aklındaki düşünceler birer birer kayboldu .
Adamın ona söylediği her kelime, ona kendini ''iğrenç'' bir insan gibi hissettiren cümleler, ettiği küfürler ..Hepsi birer birer silinmeye başladı .İstediğiyde buydu aslında; acıdan hissizleşinceye kadar, kendine en fazla hasarı verene kadar ağlamak .Hem peşini bırakmayan panik atağı yüzünden ağlamayı istese de kesemezdi, beceremiyordu .

Biraz güzel şeyler düşünmeye çalıştı, adamı güldürdüğü günleri, ''seni seviyorum'' diyişlerini, güzel, kendine has olan yüzünü ..Ahh bu acı vermişti, düşünmeyi kesti
Biraz daha ağladıktan sonra gözyaşlarını silip, ilaçlarına uzandı .Aklını bulandırmasa bile sakinleşmeye ihtiyacı vardı .Tüm ihtiyacı biraz uyumaktı ama söz vermişti onu ağlatan, aşık olduğu adama ''beynimi bulandıracak ilaçlar yok'' demişti .Oysa ne kadar ihtiyacı vardı onlara .Baş edemediği sorunlarını unutup, uyumaya ..
Sessizce en sevdiği tişörtü yerden kaldırıp, kirli sepetine doğru ilerlerken annesini gördü .Ağladığını belli etmeden başını yere eğip, en sevdiği şarkıyı mırıldandı seslice .Bu onun mutlu olduğunu göstermesinin en kolay yoluydu .
Kadının annesi her şeyden habersiz kızının mutlu olduğunu düşünerek yerine çoktan dönmüştü bile .Kadın da odasına dönüp, yaşadıklarına katlanmaya çalışıyordu .

Sahiden ne güzel rol yapabildiğini düşündü .Arkadaşları ve ailesi onun gerçekten mutlu olduğunu düşünüp, onu rahat bırakacak kadar inanmışlardı, oysa kadın sadece rolünü iyi ezberlemiş, usta bir tiyatrocudan farksız oyununu oynuyordu .
Düşündü kadın ..Kendine bile yapmıyor muydu ki bunu ? ''Ben iyiyim, hayat güzel ve o yanımda'' diyerek kandırmamış mıydı kendini ?Sorunlarını, görmezden geldiklerini erteleyerek bu güne gelmemiş miydi ?
Aşık olduğu adama büyük bir hata yaptığının farkındaydı da geri döndüğünde onu affeden adamın, eskisi olmadığını anlamak uzun sürmedi kadın için .Adam da demişti zaten kadına güvenmeyeceğini, zamana ihtiyacı olduğunu ..
Koşulsuz kabul etti kadın, üzgündü acı çekiyordu en çokta onu üzdüğünü bilmek acı çektiriyordu kendi acılarını görmezden gelip adama vermek istedi kendini .
Zaman geçtikçe en çok yumuşak, sevgi dolu kalbini sevdiği adamın taşlaştığını, kadını incitmekten çekinmeyip göz göre göre buna devam ettiğini anladı .Konuşmaya çalıştığında suçlandığını gördü .Sustu kadın, ''geçicek'' dedi, ''beni hâlâ seviyor sadece kırgın, incinmiş'' ..
Zaman geçti, adam daha fazla sertleşmeye, kadını içten içe yakmaya devam etti .Kadının tek fark ettiği bir hiçe doğru sürüklendiğiydi ama olsun deniyecekti, aşık olduğu adamı geri kazanmayı .
Geri kazanamadığı gibi onu daha çok kaybetti, kendi ruhunu yıprattığını gözardı ederek kalbini tekrar geri kazanmaya çalıştığı adam, onun ruhunu öldürmüştü .
Bazen neye ağladığını bile bilmiyordu kadın .Yalnız bir insan, bir dizi, bir köpek yavrusu, ona iyi davranan biri bile dolduruyordu gözlerini .
Kimseye gözyaşlarını göstermedi kadın, yalnız ağladı hep gerçekten güvenmiş ve aşkı için sevdiği adam karşısında ağladını saymazsa tabi .
Sahi gözyaşlarını görmüştü, ''ne hissetti acaba ?'' diye geçirdi içinden .''Acı, sevdiği kadının ağladığı için üzüntü veya intikam hissiyle mutlu olan bir yüz .''
Sevdiği adamın gözyaşlarına dayanamadığını biliyordu, o kadar taşlaşmamış olması onu ağlatmaması anlamına gelmiyordu .İyi değildi kadın, ağlıyordu, her gece ağlıyordu .Çaresinin de ağlama sebebinin de aynı şey olduğunu bilip içinde bulunduğu çıkmaza ağlıyordu kadın .En çokta adamın koklayamadığı teninin kokusunu düşünüp ağlıyordu .
Durdu, ''acaba nasıl kokuyordur ?'' diye düşünmekten alamadı kendini .Yeni doğmuş bir bebeğinki gibi huzur verici, sanki yıllar sonra eski evine dönmüş bir insanın o evden aldığı tanıdık, güven verici bir koku olduğuna emindi de kestiremiyordu .
Aslında en çok üzüldüğüne adamın inanmamasına üzülüyordu kadın .Tüm çevresi kadının eriyip, daha sessiz biri olup çıktığı konusunda hemfikirdi üstelik gittiği psikyatrlar çabasıydı .Kaç psikyatr gezmişti, sayısını hatırlamıyordu .
Tekrar ağladığını farketti .Bunları yazarken de ağlıyordu kadın ..Sessizce yerinden kalkıp adam için belki bir gün ona söylemeyi hayal ettiği şarkının sözlerini mırıldandı .. '' ..I'm everything i am because you loved me ..''

Sustu kadın, bir gün ona gerçekten kavuşma hayaliyle sustu ..

22 Ekim 2011 Cumartesi

Öneri

Selam kuzucuklar;

Direkt konuya gireceğim, twitter'ı olanınız var mı ?Eminim çoğunuz ''evet'' diyeceksiniz .Peki kitap okumayı seviyor musunuz ?Ben buna da ''evet'' diyeceğinize eminim .Peki ''dizüstü edebiyat'' serisinden haberi olanınız var mı ?Belki çoğunuz evet diyebilir ama kısaca bilmeyenler için söylersem twitter'da ''fenomen'' başlığı altında yakıştırdığımız insanların yazdıkları kitap ve onların bir arada bulunduğu ''dizüstü edebiyat'' serisi .
Kitap okumayı seven biri olarak ayda 3 kitap bitirmeye çalışıyorum (bu ara derslerim araya girdiğinden okuduğum kitaplar felsefe kitapları olsa da okuyorum)
Aramızda kalsın ''dizüstü edebiyat'' serisi kitaplarını hiç okumadım .
Taaa ki son kitap yayınlanan (8. kitap) ve yayınlanan kitabı görene kadar ..

Kitabın adı ''Bir Apaçi Masalı'' ..
Yazarımız : http://twitter.com/#!/angutyus
Kitabın ismine ve kapağına aldırmayın .Günümüzde beklediğiniz, gördüğünüz, yakıştırdığınız ''apaçi'' kavramının bir görüntüsü değil .Gerçek bir hayat, yaşam, zorluklar, mutluluklar, karşı gelme, kabullenme, başkaldırış, gözyaşı, üzüntü, sevgi, kıkırdamalar hepsi var .Kısacası tam anlamıyla ''yaşanmış'' bir hayat geliyor karşımıza .Her satır, her cümle, her sayfa, her anı gerçek .

Ders alacaksınız, kendinizi bulacaksınız, düşünecek ve bazı sorularınıza cevap bulmaya çalışacaksınız .
Tavsiyemdir okumadan geçmeyin ve ömür boyu saklayın bu hikayeyi .
Gerçekler acı acı çarpıyor .Seviniyor, üzülüyor birlikte yaşıyorsunuz .

Alınız, aldırtınız diyorum .
Dipnot: Pişman olmayacaksınız .

15 Eylül 2011 Perşembe

GERİ DÖNÜŞ

Merhabalaaar;


Büyük büyük yazdım ''GERİ DÖNÜŞ'' diye uzun zamandır yazmıyorum nedenlerim elbette vardı ''okula başlamaak'' gibi sınava çalışmıştım .
Üniversite sınavı hani ''seçmece karpuz'' misali öğrenci seçip yerleştirmeye çalışıldığı üstelik becerilemediği sınav .
Derdim o ki kazandım sınavı .Kırklareli Üniversitesi-Felsefe bölümü öğrencisiyim artık .(İstiyor musun diye sorup durmayın 5.tercihimdi bundan önceki 4 tercihte felsefeydi.) Beni farklı bir şehirde üstelik yurt hayatında beni neler bekliyor bilmiyorum .Yaşayıp göreceğiz sizinle de paylaşacağım üstelik .


Sınava çalışmak dışında bir şey yapmadım diyebilirim ama bundan sonra izlediğim filmlerle,abuk subuk konularla aranızda olacağım .


Sizi seviyorum kuzucuklar .

24 Mayıs 2011 Salı

Buralar benimdi bir zamanlar: Hepsi Meleğim için

Buralar benimdi bir zamanlar: Hepsi Meleğim için: "Yine ben ..Aslında bu sefer ne yazacağıma dair bir fikrim yok .Sadece yazmak istedim belki paylaşmak, kendi kendime konuşmak bile işe yarar ..."

22 Mayıs 2011 Pazar

Sokak Şairi

Taksim- İstiklal Caddesi'nde fal baktırma niyetiyle (ki bunu hep yaparım) aşağıya doğru iniyordum .Sonrasında da hayatımın varlığıyla sinemaya gitmek gibi niyetimiz var .Her neyse bunlardan size ne?

Neyse efendim öyle iniyorum aşağıya doğru her şey bildiğimiz gibi .Mağazalar, cafeler ve her çeşitten insan ..Öyle boş boş etrafıma bakınırken kibar bir ses geliyor yanımdan ''Şiir sever misiniz?'' .Ben ki yazıları, şiirleri, romanları, denemeleri çok severim ama dönüp bakmak gibi bir düşüncede bulunmadım ama şiiri çok severim aslında diye de sesli düşünmüşüm meğerse farkında olmadan o an .Ve aynı ses ''Şiir sevdiğinizi duydum sanki?'' diyor .Artık konuşmam gerektiğini düşünüyorum ve ''evet'' diyorum .Demiş olmama seviniyorum şimdi ..

Öğreniyorum ki ''Sokak Şairi'' diye anılıyormuş, Yücel Yarımbatman ..Maliye okumasına rağmen şiir tutkusu sayesinde kendi kitaplarını çıkarmış ve sokakta bir çantasıyla, elinde kitaplarıyla şiirlerini tanıtıyor onu dinlemesini bilene .O kadar kibar o kadar konuşmasını bilen bir insan ki sizi konuşmasıyla bile etkileyebilir .2 kitabını da aldım .Biri ''Bir Kadın Bir Sokak Bir Kent'' diğeri de ''Sustukça'' ..

Kendi adıma diyorum ki bayıldım şiirlerine, şiirlerin içindeki o yaşanmışlıklara, gerçeklere bir o kadar da hayale uzanan sözlere, içinde herkesin bir parça kendini hissedeceği sayfalara ..

''Sustukça'' kitabının sonunda yazdığı Aşk adına yazılmamış her şiirin mürekkebi dağılır sözü içinse; Shakespeare'e kafa tuttutğum sözlerden biri ama İngilizlerin haberi yok, diyerek gülümsetiyor .

Yolunuz düşerse ve ''Sokak Şairi''ne rastlarsanız, bir parça keyiflenmek için gidin yanına .Emin olun vaktiniz boşa geçmeyecek .

''Aşkın dili olmaz sevgili dilsiz aşklar içine atar acıları..''


''Ne zaman ellerimi bir üşeme alsa ellerim gelir aklıma ellerin tenimin baharıdır unutma''

Sokak Şairi ..