23 Mart 2011 Çarşamba

Shopping Fest

Eveeet adından da anlaşılacağı gibi 40 gün 40 gece eğlencemiz ''Alışveriş festivalimiz'' var .Bu bayanların alışveriş yapmak için minik bahanelerinden biri aslında .Hoş %30 indirimlerde gayet güzel .

Bugün bende Beyoğlu'nda şöööyle güzel bir alışveriş ziyafeti çektim kendime .O kadar güzel ciciler, eşyalar var ki .Gerçekten hayran olmamak elde değil .Beyoğlu tam manasıyla alışveriş kokuyordu .

 

 

Bu kadar ayakkabı yeter sanırım .Daha var ama bu kadar yeter demem lazım sanırım .Sonra devam ederim .Çok güzel değiller mi ?

Sadece topuklu değil de şu aşağıda göreceğiniz spor ayakkabılarda ayrıı güzel .
Bakar mısınız çok şeker olmuş böyle Adidaslar .


Evet bir de eve gelince rahat etmek lazım .


Bu tatlı şeyler Penti'nin ev rahatlığı için sundukları ve daha bir sürü seçenekte var tabiki ama sağdakine sahip olduğumdan demiyorum böyle bir rahatlık yok kesinlikle tavsiyelerim arasında .

Bir de yolunuz düşerse Koton'a mutlaka uğrayın .Shopping Fest'e özel ürettiği tişörtleri dahil mükemmel bir koleksiyon var .



Ben bu ikisine baayılım ki daha çok şeker tişörtler mevcut .

Büyükcene bir dipnot :Mutlaka ve mutlaka Accessorize'a uğraayııın !Özellikle de ilk dükkan değilde aşağı tünele doğru inerken olana .Ben bayıldım .Şallar, çantalar, kolyeler hepsi harikkaaa .Ordaki adı sanırım Barış'tı .O arkadaşımızda bana fazlasıyla yardımcı oldu sağolsun tüm kaprislerimi çekti .Ona da burdan büüüüyük bir teşekkür ediyorum :)


Evvveeet benden bu kadar şimdi gidip aldıklarımı bir güzel yerleştirmem lazım .


Dipdipnot:Ayakkabı markalarını sormak isterseniz iiitinayla cevaplıyacağım efenim .

20 Mart 2011 Pazar

Hepsi Geri Dönüş İçin

Ahhaa yine geldim .Ne çok özledim bir şeyler yazmayı, konuma amaçsız başlamayı falan .Şimdi bile (evet evet bu cümleyi yazarken bile) devamını nasıl getiricem ?E geldin buraya neyle devam edicen ? (cen ceeğn diye efekte yapıyorum alttan) diye sorular soruyorum .Yok içmedim, aklım başında bunları yazarken .

Aslında blogger kapatıldığından beri girmeyi düşünmemiştim .Dns ayarlarımı ellemek falan amaaann ölme eşek ölme ama insan yazarak rahatlatıyor .Konuşacak kimsesi olmadığı anda hatta olsa bile konuşmak yerine yazmak, sadece kendisiyle kalmak istediği zamanları oluyor, insanların .Ha bunun için günlük var tabi ama burası da benim e-günlüğüm oldu napayım .Facebook, twitter, formspring ..Hepsinii kapattım .İnternetsiz günler geçirirken en çok blogumu özledim ve geri  döndüm .Napayım beni yasadışı işlere sokuyorlar .Ben mi yayınladım efenim maç yayını ?!Sen beni haksız yere engellersen ben de yasaklar delerim höh diyerek tripte yapıyorum .Bu arada anlamsız gelecek ama hatta buraya hiç uymayacak, demeden geçemiycem .Bu Ice Tea'lerin içinde alkol var mı acaba ?Her içtiğimde bi bozukluk yaratıyor bünyemde ama neyse iyidir .İçiniz, içiriniz .

Neyse konumu üstte saçmalarken buldum .İnternetten uzak kaldığım zamanlarda kendimi kitaplarıma verdim ve bir de şans bebekleri yapımına .
Ne mi okuyorum ?Uyum sağladım herkese .''Moskof Cariye Hürrem''' i okuyorum .
Evet efenim kitap kapağımız bu .
Süleyman'ın en gözdesi Osmanlı'ya 4 erkek 1 kız çocuğu veren Hürrem'in yaşantısını anlatıyor .Çocukluğu, kaçırılması, kaçırıldığında yaşadıkları ve Osmanlı'ya hediye edilişi ..Osmanlı'ya geldikten sonra sarayda yaşadıkları ve Süleyman'ın karşısına çıkana kadar yaşadığı her şey fazlasıyla iç karartıcı ve çoğu kişinin katlanamayacağı türden şeyler .Hürrem'i sevmez çoğu kimse ama onun gözünden, onun açısından düşündüğümüzde, yaptıkları o kadarda kötü kalmıyor güzeller güzeli sultanımızın .Ona tembih edilen ''unut ve öyle yaşa'' sözünü asla kabul etmeyen Hürrem başına gelen hiçbir şeyi unutmamakta ve ona kötülük yaşatan herkesi hatırlamakta .Böyle böyle gücüne kavuşuyor zaten .Erguvan rengini çok seven Hürrem'in yaşadıkları, saray hayatı, tarih severlerin fazlasıyla ilgisini çekeceğine eminim .

Meraklasına bir not ; Kitabın yazarı, Hürrem'in güzeller güzeli kızı Mihrimah'ın da romanını yazmış .Yeni çıkan bu kitabı da aldım .Hürrem'den sonra başlayacağım ilk kitap kendisi .Bilindiği üzre güzelliğiyle nam salmış ve adına bir sürü eserler ortaya konmuş .

Gelelim şu bebek işine .Hobi Meydan'dan alınan şans bebekleri .

Eveeet işte bu iki minik çıkıyor kutunun içinden .Yani yapmamız için gerekli malzemeler .İp ve iğnesine kadar içinde her şeyi var .Kumaşları olsun kafasına saç olarak yapıştıracağımız tüyleri falan .

Sıkıntıdan giriştiğim bu bebekler gerçekten çok sevimli oldular ve ben şans getirdiklerine inanmaya başladım .Bu tür el işlerinden hoşlananları denemesi gerek bir olay .Satın almak zorunda değilsiniz üstelik evde bulunan kumaşlarla, kurdelelerle olacak bir olay .Saçlarını da yünlerden örerek yapabilirsiniz .Şahsen daha sonra evde bulduğum kumaşlara kafasına örerek yaptığım saçlar çok güzel oldu .Vaktiniz varsa bu bebekleri yapmayı çok seveceksiniz benden demesi .


Şimdilik bu kadar laf söz yeter gidip kaşınmaya devam etmeliyim .(Alerji oldum ben yazık bana.) Sizi seviyorum ve özledimm .Müzik dinliyorum ya ben hep yok şimdi dinlemiyorum o yüzden öneremiyorum .Gidin televizyon izleyin o zaman .

28 Şubat 2011 Pazartesi

Hafta Sonu Kaçamakları

Bir şeyler yazma zamanı gelmişti, geçiyordu .Ne yazacağım hakkında yine bir fikrim yok ha şöyle bir konu belirleyerek gelsem şuraya kına yakıcam .Belki yine bir film, belki hayvanlar, belki moda, belki yemekler ..O, bu, şu yani .

Neyse efenim cumartesi için kendime güzel bir kahvaltı yeri belirledim .Hafta sonu gelmeden plan program yapıyorum ki çekilsin pazartesi günü falan .Sizinle paylaşmadan geçemiycem .Yani konumu buldum .(Na şimdi çok sevinçliyim.)

Bu soğuklarda dışarı çıkmayacağımı söylemiştim size değil mi ?Olmuyor valla, geçmiyor zaman evde .Yatıp uyumaktan kutup ayılarına döndüm .Utanmasam hepsi gibi kış uykusuna yatıcam .Gerçekten kendimi kutup ayısı gibi hissediyorum .(balık sevmem, tombul ve kıl tüy yumağı değilim, hayvan da sayılmam ama gerçekten içimde ufağından bir ayı var sanki.)(kutup ayıları, boz ayıdan daha sevimli geliyor ondan kutup dedim bir de havalar soğuk ya uyum sağlıyayım dedim.) (Öyle düşünceli, öyle geniş düşünen insanım yani.)

Ay neyse efenim uzatmayacağım bu yazımı .Bahsettiğim şu cumartesi kahvaltısına gelirsek efenim .Hisarüstü-Sarıyer'de, Doğatepe Restaurant .

Sarıyer'i zaten biliriz efenim yeşillik güzel bir yer .Bir de Rumeli hisarı .Aman aman daha güzel ne olabilir ki ..Tabiki sevdiğiniz insanlarla birlikte olmak ..Hemi de orda .

Çok konuşmadan bir kaç fotoğraf paylaşayım da bana hak verin .(vermeye de bilirsiniz canınız sağolsun civcivlerim.)



Manzara yaz aylarından ama kışında yağmur, İstanbul'un denizle görüntüsünü güzelleştiriyor ..O yüzden kesinlikle tercih edilesi .


Heh bu da restaurantımızın şöyle uzaktan ve dışardan bir fotoğrafı .Huzur vermiyor mu ?Ya da benim yeşillik ve deniz sevmemin bir yansıması mı ? Bilemiyorum, buna karar verecek olan sizlersiniz .

Ama gittiğim ve hiç pişman olmadığım bir yer burası .Çalışanları, yemekleri, manzarası ve size davranılış şekline bir puan vermek istersem 10 üzerinden 10 olur bu .Yeni bir yer, belki birazcık huzur arıyabileceğiniz bir yer isterseniz kesinlikle size tavsiyem olsun .

Mutlu kalın civcivlerim .İyi Geceler ..

26 Şubat 2011 Cumartesi

Hepsi Benden

Hepsi benden ne lan ?Gece gece anca bu başlık çıktı benden .Neyse kendimden falan bahsedeyim bari .Buuz gibi hava olunca yarım olan akılda uçtu gitti tabi .Burnumu bile çıkarmadım bugün dışarıya zaten sabahtan migrenim tuttu .Bir de çıkmaya kalkışırsam şimdi bunları yazan bir Sena olmaycaktı valla .
Şubat sonu geliyor ne bu havanın hali yiaa diyip durdum bütün gün evde .Annemde en soğuk havalar şubat sonu, mart başı olur diye de lafı yapıştırdı ama önemli olan o değil .Önemli olan buz gibi hava yüzünden dışarı çıkamamam ve alışveriş yapamamam .Rezil bir durum .Avm işte git sıcacık yap alışverişini diyebilirsiniz ama olmuyor .Ben donarım o yolda .Zaten bu havada yapılacak en güzel şey sıcacık bir çayla, evde pijamalarla oturmak .(bana kalsa kahve içerdim de yassah bana.)Neyse ama bütün gün evde hiçbir şey yapmadan baş ağrısıyla oturmak berbat bir durum .

Amma dert yandım zaten asıl meselem her zamanki gibi bu yazdıklarımla alakalı değil .Önümüzdeki hafta içi uzun zamandır çalışarak biriktirdiğim bütün paramı alışverişe yatıracak olmam !(çohoş değil mi hep bu günü bekledim ben.)Bugünde şöyle bir internet üzerinden, ne alabilirim ?, hangi mağazalara uğrasam?, yeni koleksiyonlar falan bir bakayım dedim .(uzun zamandır alışveriş yapmayınca kendini sağlama almak istiyor insan.)
Hay ama bakmaz olaydım çok güzel ayakkabılar, çantalar, elbiseler,çoraplar (evet doğru duydunuz çorap .Şahsen ben renk renk, desen desen çorap gördüm mü dayanamıyorum.)


Siyah denilince ben dayanamıyorum .Favori rengim dolabımda olmazsa olmazım ama gel gör ki yazlık siyah topuklu ayakkabım yok .Ayakkabı denilincede bana ''Prada'' çıkıyor ağzımdan .Asla dayanamam Prada ayakkabılara .Bu yanda gördüğümüz sevimli şeyde bir Prada ve çok hoşuma gitti .(Laf aramızda 2011 yaz Prada ayakkabıları çohoşlar.)Babetleri hakkında aynı şeyi söyleyemiyeceğim pek beğenmedim ama topuklu da her zaman çok iyi işler çıkarıyor .
Efenim bu da diğer Prada güzelim .Ayrı ayrı pek beğendim kendilerini .










Laf aramızda Chanel sever bir insanım bir de .Çok değişik,eğlenceli ve modern ayakkabıları oluyor her zaman .Her girdiğimde de mutlaka alacak bir ayakkabı kestiririm gözüme . (bknz:alttaki ayakkabıların çok güzel duracağına eminim ben .)
Çok tatlı ve sevimli görünüyor gözüme en azından ayakkabı dolabına çok yakışacak bir ayakkabı .
Bu arkadaşımız da Gucci .İnce topuklara ayrı sevgi gösterisinde bulunurum hep ve çıkardıkları tık tık ! sesleri kulağıma aşk melodisi gibi geliyor valla .Bu ayakkabıları da ayrıca sevmiş bulunmaktayım yani .
Araya bu pembe çantayı katmak zorundaydım .Chanel ve çok tatlı rengi var .Yeşili falanda olduğunu gördüğüm bu çantanın, benim gibi pembe sever biri tarafından beğenilmemesi çok zor .
Niye mi bu pembe çantayı koydum araya şimdi şu alta koyacağım pembe ayakkabılarla çok güzel olacağı için ama o alttaki pembeyi internette gezinirken gördüm ve nerede satıldığı hakkında bir fikrim yok ama bir o kadar da güzel ayakkabı (üzüntülü, acıklı bir şarkı efekti istiyorum buraya.)
Ayakkabımız bu işte efenim ve ben çok sevdim :( ama nerdedir, nasıldır hiçbir fikrim yok kendisi hakkında .

Bu turuncu güzel şeyse, Mango .
Mango'dan çok alışveriş yaptığım söylenemez ama ayakkabılarına ve çantalarına her zaman saygım var pek güzeller olabiliyor aralarında .Turuncu çok moda bu aralar biliyoruz hepimiz .Bu güzel şeyi görünce almamak için beni tutmanız lazım .Elimi, ayağımı bağlamanız lazım .İşte o kadar yani .

Bu ayakkabıyı da Stradivarius'ta bulabilirsiniz .Ben çok beğendim sanırım hepsinin arasında en çok bunu beğendim ve gidip alacağım ilk ayakkabı da bu .

Ne kadar ayakkabı üzerine bir yazı oldu değil mi ?Nerden başlayıp nereye gelmişim gibi bir hava oldu ama alışverişten çok ayakkabı denildiği an ben kayboluyorum .Saatlerce alışveriş konuşan psikopat kızlardan asla değilim ama her bayan gibi severim, maaşımın büyük bir kısmını da ayırırım bundan da hoşlanıyorum .


Son ve alakasız olarak değinmek istediğim konu 8 ay boyunca üzerinde hiç para olmadan bisikletiyle dolaşan Hasan Söylemez .Muhteşem bir olay bence yaptığı .Tüm Türkiye'yi parasız olarak dolaşıp, fotoğraflar çekiyor ve sergiler açıyor .Bu sergilerden elde edilen parayı da vakıflara bağışlıyor .Trabzon,Antalya,İzmir sergileri ve en sona kalan İstanbul sergisi .Kesinlikle kaçırılmayacak bir sergi olacak yolculuğunu bitirip döndüğünde sergiyi açmasını dört gözle bekliyor olacağım .Trabzon'da açtığı sergiden elde ettiği parayla kanser tedavisi görmekte olan bir arkadaşımızın tedavisi başlamış bile .Bence insanlığımızı unutmamış olanları görmek çok güzel bir şey ve bu İstanbul sergisinin nerede ve ne zaman olacağını öğrendiğim an sizinle paylaşacağım .Çok güzel bir fotoğraf sergisi olacağına eminim .

Şimdi mutlu ve huzurlu kalın sevgili civcivlerim .(size civcivlerim diyebilir miyim?)(Ben çoh severim de onları.)

Dipdip not:En sevdiğim Prada'mla veda ediyorum .

24 Şubat 2011 Perşembe

Hepsi Meleğim için

Yine ben ..Aslında bu sefer ne yazacağıma dair bir fikrim yok .Sadece yazmak istedim belki paylaşmak, kendi kendime konuşmak bile işe yarar şu saatteki sıkıntımı yenmeye .İşin garip yanı neye sıkıldığımı bile bilmiyorum .Size de oluyor mu öyle bir şey yoksa ben bi doktora görünsem iyi mi olacak ?İnsan bilmediği şeylere nasıl sıkılır anlamıyorum ki .Sıradan bir canlı olmadığım kesin zaten .Konumu aklıma ilk gelecek şeyle ilgili yazmalıyım diye aklımdan geçirdim bi kaç saniye önce (evet yazar,düşünürüm ben çoh havalı.)

Aslında ne yazma yeteneğim vardı ne başka bir şey .Yazmaya bile çalışmamıştım ..''Mutsuz insan yazar'' demiş şair .Gerçektende öyleymiş .Mutsuzluğu hissedince, kimseye hatta kendine bile itiraf edemediğin şeyler insanın kaleminden çıkarmış .Bundan 2.5 sene önce anladım ben .Mutsuzluk ne ?Nasıl gelir insanın başına ?Aslında hep hayatımda olan mutsuzluk gün yüzüne çıkmış sadece, bunu şimdi anlıyorum .Çok şehir gezdim, ülkeler gördüm de ne sevdiklerim aklımdan çıktı ne de bir şeylerden uzaklaşabildim .
Mutsuzluğumda peşimden sürüne sürüne gelmiş gün geçtikçe artmış .

Alakaya maydonoz (maydanoz da olabilir bunu gerçekten bilmiyorum ?!) gibi gelebilir ama yazının sonlarında konuyu toparlamış olacağıma emin olun .Ben kendimi bildim bileli babasız büyüdüm .Yoo ölmedi, hala sağlam ve hayatta ama ne o beni görmek istiyor ne ben onu .Bunun ölümden daha acı olduğuna emin olun .Varlığını bildiğiniz kişinin yokluğu daha fazla koyuyor insana .Ailenin tek kız çocuğu olan ben bir erkeğin sevgisini hiç hissetmedim yani .Hep bir erkek tarafından sevilmenin ne olduğunu, gururlanıp ''ben babamın kızıyım!'' demenin ne olduğunu merak etmişimdir .Belli bir yaşa kadar bununla büyüdüm .Okulda çocuğunu almak için gelen babaları görüp ağladığım günlerim hala var .Çünkü hiçbir zaman beni okuldan almaya gelen olmadı ..Hep kendi eve dönmek zorunda olan yalnız kız rolündeydim yani ..

Neyse seneleeer önce doğum günüme memleketim Karşıyaka'da(evet İzmir demiyorum, üzgünüm..) girmiştim .İşte tam da o gün, O'nu gördüm .Evden kaçıp sokakta ağlayarak dolaştığımda O'na toslamıştım .Gözlerimi kaldırıp, O'na baktığımda gülen gözlerle ama büyük bir merakla bana bakıyordu .

-''Nereye böyle?''
-Evden kaçtım ..
-''Senin yaşındaki bir kızın evinde olması gerek değil mi ?Ailen merak eder .''
-Benim ailem yok .

Buydu ilk konuşmamız ..Sen benden 5 yaş büyüktün ya kocamaan görünmüştün gözüme .Çocukluk işte, sahile gidip bütün hikayemi anlatmıştım sana . ''Üzüldüm'' demiştin sadece ..

-''ama eve gitmelisin''
-Sen de gelecek misin ?
-''Seni evine bırakacağım tabiki.''
-Sonra ?
-''Sonra, kendi evime gideceğim.''
-Gitme ..
-''Söz, bundan sonra hep yanında olacağım, sen benim kardeşimsin''

Öyle inanmıştım ki sana elimden tutup eve götürmene bile karşı çıkamadım paşa paşa sana evin yolunu tarif ettim ..Evin kapısında annem, teyzelerim bana doğru koşarken sende kenarda durdun veda edecekken ''hangi takımlısın?'' diye sormuştun ya hani ''Fenerbahçeliyim'' deyince ''oturduğun yerin takımını tut bundan sonra abin gibi Karşıyakalısın'' deyip boynundaki atkıyı benim boynuma geçirip, gitmiştin .İlk defa bir erkek beni sevdi demiştim anneme .Uğursuz değilmişim ben bak birileri beni seviyor .Sahiden gözlerin o kadar güzel bakıyordu ki bana sıcacık, sevgi dolu ..Bütün hikayemi öğrenince benden kaçmak yerine bana bi kardeş bi abi bi baba olmuştun hep .O günden sonra yolum İzmir'e sadece seni görmek için düşer olmuştu .Senin sayende Karşıyakalı olup çarşıda az abi, abla edinmedim kendime .Senin elinse hep benim omzumdaydı .Anneme ''aldığım gibi geri getiricem Sena'mı .Koç gibi hiçbir şey olmaz ona'' derdin hep .Bir şey diyim mi annem sen varsın diye gönderirdi zaten .Sen bizim ailemizin yaramaz oğluydun artık .
Ağladığım zamanda yanımdaydın, gülerken de seninle gülerdim .Evini açtın bana yemeğini paylaştın .Sırlarını anlattın güvenip ..Çok kızdın ,bağırdığın zamanların oldu bana ..Haklıydın abim ..Hep sen haklıydın .Ne zaman seni dinlemesem 2-3 gün sonra ağlayarak yanına gelirdim .
Hani çok uyuyorum diye de kızardın bana .Bayramlarda hep aramamı beklerdin sabah ama ben uyuyor olurdum da hep sen arayıp uyandırdın beni .Sonra da ''şimdi kapatıyorum telefonu, sen beni ara bayramımı kutla, utanmaz'' diyipte kapatırdın .Aradığımda da hiçbir şey olmamış gibi davranıp güldürürdün beni .
Neler yaşayıp neler atlattık seninle .Hayatımın en değerli anlarını şöyle bir düşünüyorum da neredeyse %90'ının sahibi sensin .

E peki böyle birine sahipken nasıl mı mutsuzlukla tanıştım ?Bundan 2.5 sene önce benim Özgür'üm, abilerin bir tanesi meleklerin yanına gitti .Kendi de melek oldu eminim .Bir şerefsizin kurşunuyla hem de ..
O berbat 16 kasım gününden bir gün önce telefonla konuşmuştuk .

-Dikkat et kendine, abim
-''Merak etme Sena'm bir şey olmaz''

Sonra 16sında telefonum çaldı .İsmini bilmediğim biri bana senin öldüğünü söyledi ..''O artık yok'' dedi ..Dünya o gün sona erdi benim için .Görünen bedenimin dışında ruhum seninle birlikte gitti .Daha çok gençtin be abim ..Hani yapacaklarımız vardı ?Karşıyaka'yı da, beni de sensiz bıraktın .
Şimdi ağladığımda kimse gözyaşlarımı silip, omzunda yer vermiyor bana .Kimse senin kadar tanımıyor beni .2.5 senede yaptığım hataların hepsi sensizlikten oldu .Hani zaman her şeyi unuttururdu ben neden her gün daha çok özlüyorum seni ?Neden bir parçam eksik hep ?Bak şimdi de ağlıyorum ..Ağlama beni de ağlatacaksın, hem kim seni üzebilir ki diyen biri yok artık .Durmuyor bu yüzden gözyaşlarım .Seni de ağlatmaktan korktuğum için susardım hep .Şimdi sensiz kaldığım için ağlıyorum .

Her neredeysen rahat uyu abilerin en yakışıklısı .Biliyorum beni görüyorsun ve kızıyorsun tüm bunlar için ama affet abim yokluğuna alışmak imkansız .

Gün geçtikçe daha çok seviyorum, daha çok özlüyorum seni .En yakın zamanda ziyaretine bana verdiğin atkımla tekrar gelicem ..Küçük kız hep seni sevecek ..

22 Şubat 2011 Salı

P.S: I Love You

Yine geldim buraya bir şeyler karalama çabası içinde bunları yazıyorum (Laf aramızda bunları yazarken bir yandan ağlıyorum.) Çoğu kimse yakıştırmaz bana ağlamayı (yoh la ağlarkende güzelim de kıyamazlar ağlamama {ego mod:on}) ama ağlıyorum.Korkmayın kötü bir şey yok acı bir şeyde yok sadece milyonuncu kez izlediğim filmi milyon birinci kez daha izleyeyim dedim ..

Evet eveett ..P.s:i love you ..

İzleyemeyenimiz var mı bilmiyorum bu yazıyı okuyanlar arasında ha varsa da çok şey kaybettinn dostuuuğm ilk işin otur ve bu filmi izle .(otur ve izle yalnız ayakta değil {Amanın çok iğrençti tamam, kabul})İzleyenlerinde evet evet aynen öyle dediğini duyuyorum ya da duymak istiyorum lütfen benim için izlediyseniz ve sevdiyseniz içinizdende olsa evet evet aynen öyle der misiniz ?Na çok mutlu olurum .
Yine ben konumdan saptım değil mi ?Hay ya bir türlü başlıyamıyorum şu ana konuya direkt girme meselesine .

Neyse neyse 2007 ABD yapımı bir film .Gerard Butler ve Hilary Swank başrollerde .Adındanda anlarsınız romantik bir film tabiki .(bakma ben gerilim ve macera filmleri severim.Tamam yuh diyebilirsiniz ama valla la söz korku filmi, macera filmi falanda yazıcam.)
Kısaca konumuz Gerry (Gerard Butler) ve Holly (Hilary Swank) çok genç yaşta tanışıp evlenen bir çift .İkisininde ailesi bunu pek kabul etmiş gibi görünmese de aşklarına boyun eğmişler belli .(nerden belli ?evliler de ordan belli.)(bu da çok iğrençti, tamam.)
Evlilikleri biraz kavga biraz eğlence ve bol sevgi dolu .Hatta bir kavgalarında Gerry, Holly'nin kollarını tutmuş ''Ben ne istediğimi biliyorum ve onu ellerimde tutuyorum'' diyordu .Eh bu da aşkın büyüklüğünü anlatan ufacık cümlelerden biri .Hayatları böyle devam ederken Gerry'nin beyin tümörü ile ölmesi üzerine Holly'ninde cehennem azabıda başlıyor .Onu en iyi anladığını hatta onu tek anlayanın o olduğunu bildiği adam, aşık olduğu kocası artık yok .3 hafta boyunca Holly kendini eve kapatıyor, kimseyle görüşmüyor (hatta izlemediyseniz bu parantez içini okumayın ama izlediyseniz devam edebilirsiniz.İlk öldüğü gece telefonuyla Gerry'nin telefonunu arayıp mesaj sesinden onu dinleyerek uykuya dalıyor, Holly .Burda zaten ağlamaktan içim şişmişti.)

Neyse efenim niye 3 hafta diye merak ediyorsunuz değil mi ?Vay sen kadına bak 3 hafta yas tuttu sonra ortalığa mı karıştı diye şeyler geçebilir aklınızdan, doğal .Şimdi buna cevap vereyim ben ..Yok tabi öyle değil olay .3 hafta sonra Holly'nin 30. doğum günü .Onu anlayan tek insan olan Gerry'si ona ,eline çeşitli şekillerde geçecek mektuplar bırakıyor .30. doğum gününü beklediği bu süpriz için ses kaydı hazırlamış ve çok sayıda mektup yazdığını söylemiş .En güzel kısmı ve filme de adını veren kısmıysa, yazdığı her mektup aynı cümleyle bitiyor .P.s: I love you ..

Holly'e daha çok kendini toparlaması için ve yapması gerektiği şeyleri anlatan bu mektuplar uzun süre devam ediyor .Son geldiğindeyse Holly, hala kocasını çok sevmekle birlikte ilk halinden çok daha iyi durumda olan bir kadın olarak görünüyor. Gerry'se son mektubuna ''Sen benim hayatımın tümüydün, bense senin hayatının bir bölümü .Başka bölümlerde olacak, yeniden aşık olmaktan korkma .not:seni daima seveceğim'' şeklinde bitiriyor .(Gel düşün benim burda halimi .Nasıl ağlamayayım ?Nasıl, nasıl, nasıl ?!)

Bir de atlamadan geçemiycem filmde gülmeyip, sürekli ağladım mı ?Hayır ..Güldüm de .Özellikte Holly'nin arkadaşı Denise(evet evet o fotoğraftaki), muhteşem eğlenceli ve komik bir tip .Filmde söylediği şu cümleyle onu özetleyeyim ben .''Yıllarca erkekler gözüme bakmak yerine göğüslerime baktılar,elimi sıkmak yerine popomu çimdirdiler bu da beni onların arkasından en iğrenç, aşağılık şekilde söz söylemek için tanrısal bir güç veriyor'' tam da bu tarz bir şey ve film boyunca yaptığı her şey tartışmasız olarak komik zaten .

Neyse efenim kıssadan hisse ne mi çıkar bu filmden ?Sevdiklerinizi bırakmayın ve ufacık sorunları büyütüp kırmayın yok yere birbirinizi .Günü gelip tarifi imkansız acılar yaşatabilir size bunlar ..ve eğer gerçekten hissediyorsanız ''seni seviyorum'' demekten korkmayın .Kaybedeceğiniz bir şey olmaz sevginizi ona sunarak ama kazanacağınız şeylerin olabileceğini unutmayın .Seviyorsanız şimdi ona sevdiğinizi söyleyin eminim beklemediği anda duyduğu ''seni seviyorum'' cümlesi onun hoşuna gidecektir .Yanınızdakilerin kıymetini bilin ve kaybetmeyin ..

Dipnot:Hep yazarken şarkı dinlediğimi farketmişsinizdir şimdi de dinliyorum (tabiki yani) Ne mi dinliyorum ?Demir Demirkan-Cevapsız .Bence seveceksiniz şarkıyı ..

21 Şubat 2011 Pazartesi

İncir Reçeli

Eveet gelelim bugünkü meselemize .Ayağım ağrıyor, hava buz gibi ve dışarı çıkmam lazım .

Yok tabiki böyle kendimden ve ağrılarımdan falan bahsetmiycem (ama aranızda doktor varsa ben burdayyıığm derse iyi olur tabi orası ayrı)
Neyse her seferinde şu ilk bir kaç satır konumdan bu kadar uzak olmak zorundaymış gibi davranıyorum bu da bir konuya nasıl girilir pek beceremediğimden kaynaklı (zamanla o da gelişicek abisi/ablası merak etmeyin)

Hadi konuma geri dönecek olursam, başlıktanda anlayacağınız gibi; İncir Reçeli .(gerçek reçel değil konumuz ama incir reçeli olsa iyi olurdu şimdi, yirdik)

Aytaç Ağırlar'ın yazıp yönettiği, Sezai Paracıkoğlu ve Melike Güner'in başrollerini paylaştığı filmden söz etmekteyim .İlk çıktığı günden beri gitmeye niyetliydim aslında düne nasip oldu .
Güzel bir fragman ve çok sevdiğim Melike Güner olunca gitmemem beklenemezdi zaten .Beklediğim gibi miydi ?Hayır ..Beklediğimden daha güzel bir film çıktı karşıma .Özellikle oyuncuların yetenekleri ön planda ve duyguyu hissettirebilmeleri fazlasıyla başarılı olmuş .
Filmimizin konusu ise Metin ve Duygu karakterlerinin üzerine oluşturulmuş bir metropol aşkı .Metin, tv kanalına skeç hazırlayan bir yazar Duygu ise uçarı kaçarı bir tip .Barda karşılaşmalarıysa Melike Güner'in pardon Duygu'nun sarhoş halleriyle pek bir sevimli olmuş .Ayakta bile duracak hali olmadığı için Metin ona evini açıyor haliyle ama sabah Duygu'muz gitmiş yerine de ufak bir not bırakmıştır .Metin'se bu kıza çoktan aşık olmuştur .Aşk güzel şey hoş şey ama telefon numarası dahil hayatına dair hiçbir şey bilmediği ve bi görünüp bir kaybolan kıza aşık olmak pek hoş sayılmasa gerek .Bir gün şans eseri yine karşılaşırlar ve güzel bir aşk başlar .Birbirlerine dokunmadan sadece sarılarak yatıp uyuyarak geçirdikleri geceleri, gülüp eğlendikleri sabahları vardır ama Duygu'nun yine evden kaçacağını düşünen Metin bir gün onu takip etmeye karar verir .Aslında olayın boyutu bundan sonra değişiyor ve Duygu'muza ait bir çok şeyi böyle öğrenmeye başlıyoruz .Burdan sonrasını yazamam valla filmi anlatırım izlemeden, izlemiş gibi olursunuz yazık olur .

E şimdi bu ne ?Neresinde bunun duygusallık lan kız kaçıp kaçıp gidiyor vaay anasını adam da salakmış gibi cümleler kurabilirsiniz ama Duygu'nun hayatını öğrenip, Metin'in aşkını anladığınızda o filmin gerçek yüzünü görmüş olacaksınız .Ön yargıların çok güzel yansıtılıp, hissetirildiği bir film ..Duygu'nun söylediği ''asıl ucuz olan ne biliyor musun ?Beş kuruş vermeden savurduğunuz yargılarınız'' cümlesiyse tamamen kısa bir özeti gibi .Duygu'ya göre Metin, onu saklandığı yatağın altından kurtarmaya gelen kurtarıcısıydı ve Metin'in de diğerleri gibi olan ön yargıları Duygu'muzu gitmek zorunda bıraktı bir kez daha ..

Her neyse kısacası yönetmen mükemmel, oyuncular mükemmel, film mükemmel .İzlemeden geçmeyin derim .

Dipdipnot: Benim gibi ağlak, duygusal bir kızsanız bu film daha fazla ilginizi kesinlikle çekecektir .

Kendinizden bir parça bulacaksınız bu filmde ..Ama en önemli şeyi söylemeden geçemiycem hiç aşık olmadıysanız bu filme gitmeyin !Anlayamıyacaksınız çünkü ...

Vee veeee veee düzenleme vol1: Buyrunuz güzel filmimizin fragmanı .