Selam kuzucuklar;
Direkt konuya gireceğim, twitter'ı olanınız var mı ?Eminim çoğunuz ''evet'' diyeceksiniz .Peki kitap okumayı seviyor musunuz ?Ben buna da ''evet'' diyeceğinize eminim .Peki ''dizüstü edebiyat'' serisinden haberi olanınız var mı ?Belki çoğunuz evet diyebilir ama kısaca bilmeyenler için söylersem twitter'da ''fenomen'' başlığı altında yakıştırdığımız insanların yazdıkları kitap ve onların bir arada bulunduğu ''dizüstü edebiyat'' serisi .
Kitap okumayı seven biri olarak ayda 3 kitap bitirmeye çalışıyorum (bu ara derslerim araya girdiğinden okuduğum kitaplar felsefe kitapları olsa da okuyorum)
Aramızda kalsın ''dizüstü edebiyat'' serisi kitaplarını hiç okumadım .
Taaa ki son kitap yayınlanan (8. kitap) ve yayınlanan kitabı görene kadar ..
Kitabın adı ''Bir Apaçi Masalı'' ..
Yazarımız : http://twitter.com/#!/angutyus
Kitabın ismine ve kapağına aldırmayın .Günümüzde beklediğiniz, gördüğünüz, yakıştırdığınız ''apaçi'' kavramının bir görüntüsü değil .Gerçek bir hayat, yaşam, zorluklar, mutluluklar, karşı gelme, kabullenme, başkaldırış, gözyaşı, üzüntü, sevgi, kıkırdamalar hepsi var .Kısacası tam anlamıyla ''yaşanmış'' bir hayat geliyor karşımıza .Her satır, her cümle, her sayfa, her anı gerçek .
Ders alacaksınız, kendinizi bulacaksınız, düşünecek ve bazı sorularınıza cevap bulmaya çalışacaksınız .
Tavsiyemdir okumadan geçmeyin ve ömür boyu saklayın bu hikayeyi .
Gerçekler acı acı çarpıyor .Seviniyor, üzülüyor birlikte yaşıyorsunuz .
Alınız, aldırtınız diyorum .
Dipnot: Pişman olmayacaksınız .
22 Ekim 2011 Cumartesi
15 Eylül 2011 Perşembe
GERİ DÖNÜŞ
Merhabalaaar;
Büyük büyük yazdım ''GERİ DÖNÜŞ'' diye uzun zamandır yazmıyorum nedenlerim elbette vardı ''okula başlamaak'' gibi sınava çalışmıştım .
Üniversite sınavı hani ''seçmece karpuz'' misali öğrenci seçip yerleştirmeye çalışıldığı üstelik becerilemediği sınav .
Derdim o ki kazandım sınavı .Kırklareli Üniversitesi-Felsefe bölümü öğrencisiyim artık .(İstiyor musun diye sorup durmayın 5.tercihimdi bundan önceki 4 tercihte felsefeydi.) Beni farklı bir şehirde üstelik yurt hayatında beni neler bekliyor bilmiyorum .Yaşayıp göreceğiz sizinle de paylaşacağım üstelik .
Sınava çalışmak dışında bir şey yapmadım diyebilirim ama bundan sonra izlediğim filmlerle,abuk subuk konularla aranızda olacağım .
Sizi seviyorum kuzucuklar .
Büyük büyük yazdım ''GERİ DÖNÜŞ'' diye uzun zamandır yazmıyorum nedenlerim elbette vardı ''okula başlamaak'' gibi sınava çalışmıştım .
Üniversite sınavı hani ''seçmece karpuz'' misali öğrenci seçip yerleştirmeye çalışıldığı üstelik becerilemediği sınav .
Derdim o ki kazandım sınavı .Kırklareli Üniversitesi-Felsefe bölümü öğrencisiyim artık .(İstiyor musun diye sorup durmayın 5.tercihimdi bundan önceki 4 tercihte felsefeydi.) Beni farklı bir şehirde üstelik yurt hayatında beni neler bekliyor bilmiyorum .Yaşayıp göreceğiz sizinle de paylaşacağım üstelik .
Sınava çalışmak dışında bir şey yapmadım diyebilirim ama bundan sonra izlediğim filmlerle,abuk subuk konularla aranızda olacağım .
Sizi seviyorum kuzucuklar .
24 Mayıs 2011 Salı
Buralar benimdi bir zamanlar: Hepsi Meleğim için
Buralar benimdi bir zamanlar: Hepsi Meleğim için: "Yine ben ..Aslında bu sefer ne yazacağıma dair bir fikrim yok .Sadece yazmak istedim belki paylaşmak, kendi kendime konuşmak bile işe yarar ..."
22 Mayıs 2011 Pazar
Sokak Şairi
Taksim- İstiklal Caddesi'nde fal baktırma niyetiyle (ki bunu hep yaparım) aşağıya doğru iniyordum .Sonrasında da hayatımın varlığıyla sinemaya gitmek gibi niyetimiz var .Her neyse bunlardan size ne?
Neyse efendim öyle iniyorum aşağıya doğru her şey bildiğimiz gibi .Mağazalar, cafeler ve her çeşitten insan ..Öyle boş boş etrafıma bakınırken kibar bir ses geliyor yanımdan ''Şiir sever misiniz?'' .Ben ki yazıları, şiirleri, romanları, denemeleri çok severim ama dönüp bakmak gibi bir düşüncede bulunmadım ama şiiri çok severim aslında diye de sesli düşünmüşüm meğerse farkında olmadan o an .Ve aynı ses ''Şiir sevdiğinizi duydum sanki?'' diyor .Artık konuşmam gerektiğini düşünüyorum ve ''evet'' diyorum .Demiş olmama seviniyorum şimdi ..
Öğreniyorum ki ''Sokak Şairi'' diye anılıyormuş, Yücel Yarımbatman ..Maliye okumasına rağmen şiir tutkusu sayesinde kendi kitaplarını çıkarmış ve sokakta bir çantasıyla, elinde kitaplarıyla şiirlerini tanıtıyor onu dinlemesini bilene .O kadar kibar o kadar konuşmasını bilen bir insan ki sizi konuşmasıyla bile etkileyebilir .2 kitabını da aldım .Biri ''Bir Kadın Bir Sokak Bir Kent'' diğeri de ''Sustukça'' ..
Kendi adıma diyorum ki bayıldım şiirlerine, şiirlerin içindeki o yaşanmışlıklara, gerçeklere bir o kadar da hayale uzanan sözlere, içinde herkesin bir parça kendini hissedeceği sayfalara ..
''Sustukça'' kitabının sonunda yazdığı Aşk adına yazılmamış her şiirin mürekkebi dağılır sözü içinse; Shakespeare'e kafa tuttutğum sözlerden biri ama İngilizlerin haberi yok, diyerek gülümsetiyor .
Yolunuz düşerse ve ''Sokak Şairi''ne rastlarsanız, bir parça keyiflenmek için gidin yanına .Emin olun vaktiniz boşa geçmeyecek .
Neyse efendim öyle iniyorum aşağıya doğru her şey bildiğimiz gibi .Mağazalar, cafeler ve her çeşitten insan ..Öyle boş boş etrafıma bakınırken kibar bir ses geliyor yanımdan ''Şiir sever misiniz?'' .Ben ki yazıları, şiirleri, romanları, denemeleri çok severim ama dönüp bakmak gibi bir düşüncede bulunmadım ama şiiri çok severim aslında diye de sesli düşünmüşüm meğerse farkında olmadan o an .Ve aynı ses ''Şiir sevdiğinizi duydum sanki?'' diyor .Artık konuşmam gerektiğini düşünüyorum ve ''evet'' diyorum .Demiş olmama seviniyorum şimdi ..
Öğreniyorum ki ''Sokak Şairi'' diye anılıyormuş, Yücel Yarımbatman ..Maliye okumasına rağmen şiir tutkusu sayesinde kendi kitaplarını çıkarmış ve sokakta bir çantasıyla, elinde kitaplarıyla şiirlerini tanıtıyor onu dinlemesini bilene .O kadar kibar o kadar konuşmasını bilen bir insan ki sizi konuşmasıyla bile etkileyebilir .2 kitabını da aldım .Biri ''Bir Kadın Bir Sokak Bir Kent'' diğeri de ''Sustukça'' ..
Kendi adıma diyorum ki bayıldım şiirlerine, şiirlerin içindeki o yaşanmışlıklara, gerçeklere bir o kadar da hayale uzanan sözlere, içinde herkesin bir parça kendini hissedeceği sayfalara ..
''Sustukça'' kitabının sonunda yazdığı Aşk adına yazılmamış her şiirin mürekkebi dağılır sözü içinse; Shakespeare'e kafa tuttutğum sözlerden biri ama İngilizlerin haberi yok, diyerek gülümsetiyor .
Yolunuz düşerse ve ''Sokak Şairi''ne rastlarsanız, bir parça keyiflenmek için gidin yanına .Emin olun vaktiniz boşa geçmeyecek .
''Aşkın dili olmaz sevgili dilsiz aşklar içine atar acıları..''
''Ne zaman ellerimi bir üşeme alsa ellerim gelir aklıma ellerin tenimin baharıdır unutma''
Sokak Şairi ..
18 Mayıs 2011 Çarşamba
Ben Bu Yazıyı Kendim İçin Yazdım
Yazacağımın başlıkla yine uzaktan yakından bir alakası yok .Belki vardır bilemiyorum .Okuduğunuzda buna siz karar vereceksiniz.
-Artık başla da ne olduğunu anlayalım ona göre bir şeyler deriz- diyorsunuz değil mi içinizden ?Haklısınız bence de.
Bana çok ilginç gelen bir kavramdan bahsedeceğim size .Baba ..
Sizce nedir bu ''baba'' ?Nasıl bir şey ?Yenilir mi ?İçilir mi ?Süs gibi bir şey mi ki ?Sanırım hiçbiri değil di mi ?Bilemiyorum ben nasıl bir şey.
Hayal meyal gözümün önünde canlanan şeyler dışında .
Kimse bu dünyaya kendi isteğiyle gelmiyor, ailesini seçemiyor .İşte bu yüzden bazı insanlar doğuştan şanslı veya şanssız olabiliyorlar .Bizi bu dünyaya getiren bir kadın ve bir erkek .
Annemden çok babamı severek büyüdüm .Bana oyuncaklar alırdı hatta beni o yıkar, o altımı değiştirirmiş .Pek göremezdim onu sabah uyurken işe gider, akşam uyuduktan sonra eve dönerdi .Çok çalıştığını düşünürdüm çünkü neredeyse iki haftada bir alışverişe götürürdü bizi .Her istediğimi alırdım ama az görürdüm işte .Bir haftasonları öğlene kadar uyuduğu için uyurken görürdüm bir de uyandığı an giyinip evden çıktığı zaman .Allah'ı var hiç bana bir şey yapmazdı .Zaten ne yapacaktı ki kafamı okşar geçerdi .Öyle de değildi işte ayakkabılarımı bir gece önceden boyadığını özenle kenara koyduğu günleri de bilirdim .Geç gelirdi ama olsun çok çalışıyordu yani öyle sanıyordum .8 yaşındayken gelip bana ayrı evlerde kalacağımızı söylediler bana .Ben ve annem, anneannemlerde; babam başka bir evde kalacaktı .Anlamadım ilk başta .Oyun gibi geldi .Ne yani ?Biz bir aile olamayacak mıydık ?Babam olmayacak mıydı ?E öyle aile olmazdı ki ..Herkesin bir babası vardı .
Annem, babamla görüşeceğimi ama aynı evde kalamayacağımızı anlattı bana .Anlamadım tabi .Ben alışık değildim ki anneanne, dede baskısına ..Annemin sürekli ağlamasına .Kitap okumayı çok severdim .Ta o zamandan gelen alışkanlık işte .İstediğim bir kitabı paramız yetmediği için alamayacağını söyleyen annem, bana bir çok şeyi o zaman kafama dank ettirmişti sanırım .Ne o her hafta alışverişe çıkan aile olabilecektik ne de kendimizi toparlayabilecektik sanıyordum .
Hatırlamıyorum ben çok sorun çıkarmışım babasız olduğum için .Benim yüzümden bir kez daha barışmış annem .Annemi suçlamışım çünkü babamı bıraktın diyerek ..Öyle öyle sevgisiz, mutsuz ve kavga dolu bir ortamda lise 1'e kadar geldim işte .Lise 1'de ayrılmak istediklerini söylediler tekrar .Bu sefer karar onlarındı .Büyümüştüm ve yapacak bir şeyim yoktu .
Eee ne var bunda değil mi ?İlk anne babası ayrılan çocuk ben miydim sanki ?Annem de benim babam da .İstediğim zaman görüşürüm di mi ?
Benim hikayem biraz daha farklıydı işte ..Siz hiç lisede alan seçerken ''fen bölümünü seç yoksa seni evlatlıktan reddederim, konuşmam'' diyen bir babaya sahip oldunuz mu ?
Siz hiç ayrılıkların asıl sebebinin içki, kumar, başka kadın olduğunu öğrendiğinizde hiçbir şey diyemeden yaşadınız mı ?
Peki hiç ömründe bir kere karnesinde zayıf getirdi diye '' ne biçim kızsın sen, hiçbir halt olmaz senden anca gez başka bir halt olduğu yok senden'' diyen bir babaya sahip oldunuz mu ? ve bütün bunları söylerken sizden uzakta yaşayıp, sizinle bir kere bile konuşmadığını düşünün ..Yani yaşadığınız olaylardan hiç haberi olmayan bir baba ..Onun yüzünden eve haciz geldiğini bile bilmeyen bir baba .
Bir de ağlayıp duran, psikolojik sorunları olan bir anne ekleyin .15-16-17 yaşlarımı böyle geçirdim ben .
Çocukluğumda aklımda kalanlar mı ?Çok bir şey değil ..Kavga, gürültü, o bu şu ..
Hâl böyle giderken siz hiç en yakınım dediğiniz arkadaşlarınızdan ''sen sorunlusun her şey beklenir senden'' kelimelerini duyup öylece ortada kaldınız mı ?
Ben yaşadım bunları ve buraya yazamayacak kadar bir çok şeyi .
Dedim ya başlıkta da bunları sadece kendim için yazdım, ve sana yazdım baba ..Şimdi konuşmaya çalıştığın, özür dilediğin, yıllarca sadece kötü söz söyleyip canını yaktığın kızın var ya hani .O artık 20 yaşında .
Şimdi zor da olsa arasını düzgün tutmaya çalıştığı bir annesi ve idarelerle yaşadığı bir hayatı var .Bu yaşına kadar bir çok şeyi tattı .İlk kalp kırıklıkları, ilk gözyaşları, ihanet, ikiyüzlülük ..Hepsiyle tanıştı ve hepsini ilk yaşatan sendin .Sonra gerisi geldi ..''Neden konuşmuyorsun benle ?Ben seni çok seviyorum'' diyorsun ya hani ..Ben seni yanımda isterken sen gittin .Şimdi sen istiyorsun ama ben daha dönmem .
Ben bu ülkede genç bir kadınla, onun genç kızının yaşabileceği tüm zorlukların neler olduğunu biliyorum .Arkamızdan konuşulanların, her yerde kabul görmeyişimizin, garip gözlerin bakışlarını biliyorum ve hâlâ yaşıyorum .
Son olarak ..Bu senin için akıttığım son gözyaşları .Ne bundan sonra her gece yattığımda aklıma geldiğinde ağlarım ne de aklıma getiririm seni .
Kendim için yazdım, kendim okudum, kendim ağladım .Bu son .
Günü geldiğinde kızın, senin bıraktığın enkazın altından çıkmış olacak ve bu da o günün ilk başlangıcı ..
-Artık başla da ne olduğunu anlayalım ona göre bir şeyler deriz- diyorsunuz değil mi içinizden ?Haklısınız bence de.
Bana çok ilginç gelen bir kavramdan bahsedeceğim size .Baba ..
Sizce nedir bu ''baba'' ?Nasıl bir şey ?Yenilir mi ?İçilir mi ?Süs gibi bir şey mi ki ?Sanırım hiçbiri değil di mi ?Bilemiyorum ben nasıl bir şey.
Hayal meyal gözümün önünde canlanan şeyler dışında .
Kimse bu dünyaya kendi isteğiyle gelmiyor, ailesini seçemiyor .İşte bu yüzden bazı insanlar doğuştan şanslı veya şanssız olabiliyorlar .Bizi bu dünyaya getiren bir kadın ve bir erkek .Anne ve baba diyoruz bunlara .Onlar istiyorlar ve biz oluyoruz onlardan bir parça olarak .İstiyorlar istemesine de becerebiliyorlar mı peki ?Sadece seviyorum demek yetiyor mu ebeveyn olmaya ?Tabiki hayır değil mi ?
Anne-baba olmak her şeyi göze almak demek oluyor .Size muhtaç olan birisine, kendi parçanız olan birisine, evladım dediğiniz birisine gözünüz gibi bakmanız demek oluyor .
Evet dedim ya bazıları doğuştan şanslı oluyorlar.Onları büyük bir heyecanla bekleyen bir kadın ve bir erkek, aralarına bir bebek alarak anne ve baba oluyorlar .Hakkını vere vere ama .Gerçekten çok severek ve sevgilerini göstererek .
Bazılarıysa benim gibi oluyor galiba ..
8 mayıs günü doğduğumda kim beni nasıl bekliyordu bilmiyorum .Mutlulardı belki de .En azından neşe getirecektim evlerine .Belli bir süre öyle oldu aslında ya da ben öyle sandım çocuk aklımla ..Annemden çok babamı severek büyüdüm .Bana oyuncaklar alırdı hatta beni o yıkar, o altımı değiştirirmiş .Pek göremezdim onu sabah uyurken işe gider, akşam uyuduktan sonra eve dönerdi .Çok çalıştığını düşünürdüm çünkü neredeyse iki haftada bir alışverişe götürürdü bizi .Her istediğimi alırdım ama az görürdüm işte .Bir haftasonları öğlene kadar uyuduğu için uyurken görürdüm bir de uyandığı an giyinip evden çıktığı zaman .Allah'ı var hiç bana bir şey yapmazdı .Zaten ne yapacaktı ki kafamı okşar geçerdi .Öyle de değildi işte ayakkabılarımı bir gece önceden boyadığını özenle kenara koyduğu günleri de bilirdim .Geç gelirdi ama olsun çok çalışıyordu yani öyle sanıyordum .8 yaşındayken gelip bana ayrı evlerde kalacağımızı söylediler bana .Ben ve annem, anneannemlerde; babam başka bir evde kalacaktı .Anlamadım ilk başta .Oyun gibi geldi .Ne yani ?Biz bir aile olamayacak mıydık ?Babam olmayacak mıydı ?E öyle aile olmazdı ki ..Herkesin bir babası vardı .
Annem, babamla görüşeceğimi ama aynı evde kalamayacağımızı anlattı bana .Anlamadım tabi .Ben alışık değildim ki anneanne, dede baskısına ..Annemin sürekli ağlamasına .Kitap okumayı çok severdim .Ta o zamandan gelen alışkanlık işte .İstediğim bir kitabı paramız yetmediği için alamayacağını söyleyen annem, bana bir çok şeyi o zaman kafama dank ettirmişti sanırım .Ne o her hafta alışverişe çıkan aile olabilecektik ne de kendimizi toparlayabilecektik sanıyordum .
Hatırlamıyorum ben çok sorun çıkarmışım babasız olduğum için .Benim yüzümden bir kez daha barışmış annem .Annemi suçlamışım çünkü babamı bıraktın diyerek ..Öyle öyle sevgisiz, mutsuz ve kavga dolu bir ortamda lise 1'e kadar geldim işte .Lise 1'de ayrılmak istediklerini söylediler tekrar .Bu sefer karar onlarındı .Büyümüştüm ve yapacak bir şeyim yoktu .
Eee ne var bunda değil mi ?İlk anne babası ayrılan çocuk ben miydim sanki ?Annem de benim babam da .İstediğim zaman görüşürüm di mi ?
Benim hikayem biraz daha farklıydı işte ..Siz hiç lisede alan seçerken ''fen bölümünü seç yoksa seni evlatlıktan reddederim, konuşmam'' diyen bir babaya sahip oldunuz mu ?
Siz hiç ayrılıkların asıl sebebinin içki, kumar, başka kadın olduğunu öğrendiğinizde hiçbir şey diyemeden yaşadınız mı ?
Peki hiç ömründe bir kere karnesinde zayıf getirdi diye '' ne biçim kızsın sen, hiçbir halt olmaz senden anca gez başka bir halt olduğu yok senden'' diyen bir babaya sahip oldunuz mu ? ve bütün bunları söylerken sizden uzakta yaşayıp, sizinle bir kere bile konuşmadığını düşünün ..Yani yaşadığınız olaylardan hiç haberi olmayan bir baba ..Onun yüzünden eve haciz geldiğini bile bilmeyen bir baba .
Bir de ağlayıp duran, psikolojik sorunları olan bir anne ekleyin .15-16-17 yaşlarımı böyle geçirdim ben .
Çocukluğumda aklımda kalanlar mı ?Çok bir şey değil ..Kavga, gürültü, o bu şu ..
Hâl böyle giderken siz hiç en yakınım dediğiniz arkadaşlarınızdan ''sen sorunlusun her şey beklenir senden'' kelimelerini duyup öylece ortada kaldınız mı ?
Ben yaşadım bunları ve buraya yazamayacak kadar bir çok şeyi .
Dedim ya başlıkta da bunları sadece kendim için yazdım, ve sana yazdım baba ..Şimdi konuşmaya çalıştığın, özür dilediğin, yıllarca sadece kötü söz söyleyip canını yaktığın kızın var ya hani .O artık 20 yaşında .
Şimdi zor da olsa arasını düzgün tutmaya çalıştığı bir annesi ve idarelerle yaşadığı bir hayatı var .Bu yaşına kadar bir çok şeyi tattı .İlk kalp kırıklıkları, ilk gözyaşları, ihanet, ikiyüzlülük ..Hepsiyle tanıştı ve hepsini ilk yaşatan sendin .Sonra gerisi geldi ..''Neden konuşmuyorsun benle ?Ben seni çok seviyorum'' diyorsun ya hani ..Ben seni yanımda isterken sen gittin .Şimdi sen istiyorsun ama ben daha dönmem .
Ben bu ülkede genç bir kadınla, onun genç kızının yaşabileceği tüm zorlukların neler olduğunu biliyorum .Arkamızdan konuşulanların, her yerde kabul görmeyişimizin, garip gözlerin bakışlarını biliyorum ve hâlâ yaşıyorum .
Son olarak ..Bu senin için akıttığım son gözyaşları .Ne bundan sonra her gece yattığımda aklıma geldiğinde ağlarım ne de aklıma getiririm seni .
Kendim için yazdım, kendim okudum, kendim ağladım .Bu son .
Günü geldiğinde kızın, senin bıraktığın enkazın altından çıkmış olacak ve bu da o günün ilk başlangıcı ..
Mim- Mim- Mim
Uzun zamandır giremiyordum bloguma çok özlemişim ve gelir gelmez mimlenmiş olduğumu gördüm. Derinlik Sadeliktir blogunun sahibi sevgili deep mimlemiş beni.
Mim Konusu: Eğer bir zaman tüneli olsaydı -geçmişten ya da gelecekten- hangi zamana gitmeyi, kimi, hangi olayı görmek isterdiniz?
Ayy çok cici bir mim.
Şu sıralar çok meşhur diye demiyorum ilk çıktığı zaman okumuştum ''Moskof Cariye'' kitabını ve hayran olmuştum Hürrem Sultan'a .Sonra dizisi çıktı daha hoş oldu tabi.
Çoğu kişi sevmez Hürrem'i .Osmanlı'yı yıkan kadın olarak gösterirler onu ama yaşamını bilen biri hak verir Hürrem'e ve gerçekten çok zeki olduğunu düşünür .Ben de öyleyim .Çok fazla merak ediyorum Hürrem'i .Aslında Osmanlı zamanını .Kanuni dönemini .O en ihtişamlı zamanları .Tüm dünyanın bizden korktuğu o zamanları.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaşayıp, Hürrem Sultan'ı görüp, onun en yakın arkadaşı olmak isterdim yani.
8 Mayıs 2011 Pazar
İyiki Doğdum Ben !
Evet bu post sadece bana ait bir şey oldu.
8 Mayıs kendi doğum günüm olsa bile bir de anneler günü oldu .Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun :)
8 Mayıs kendi doğum günüm olsa bile bir de anneler günü oldu .Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



